Nefessiz Kalmaya, Anevrizmaya Hatta Ölüme Neden Olabilen Korkunç Bir İşkence Yöntemi!


Eğer gülmekten ölmenin imkansız bir şey olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Gıdıklayarak, kurbanlarını saatlerce güldürmek eskiden kullanılan korkunç bir işkence yöntemiydi. Gelin, gülmekten ölmek gerçekten mümkün müymüş hep birlikte bakalım.

 

Hiç gıdıklanmaktan dolayı acı çektiğiniz oldu mu? Siz gülmekten kıvranırken sizi izlemekten zevk alan bir mafyanın kurbanı oldunuz mu?

Şaka gibi gelebilir ancak gıdıklama, aşırı durumlarda ölümle sonuçlanabilecek meşru bir işkence yöntemidir. Bir kişiyi kötüye kullanmak, ona hükmetmek, taciz etmek, küçük düşürmek ya da sorgulamak için kullanılan bir yöntemdir. Her ne kadar iyi huylu bir işkence yöntemi gibi gözükse de bir kişinin görebileceği en kötü işkence yöntemlerinden biridir.

Evet, kulağa biraz garip geliyor. Hükumetlerin kurbanlarına işkence yapmak ve bilgi almak için kullandıkları yöntemlerden birinin gıdıklama olabileceğini hiç düşünmemiş olabilirsiniz.

Kahkahalar normalde gıdıklama ile ortaya çıktıklarında hoş ve memnuniyet verici bir tepki olsa da, kahkahalar eğlenceli veya kaçınılmaz olduğu için akut ve ciddi stres yaratabilir. Gıdıklanan kişi, bu deneyimi hoş bulsa da bulmasa da, istese de istemese de güler. Bu durumlarda, kahkahalar zevkli bir tepkiden ziyade panik refleksi olarak ortaya çıkabilir.

Zorla gıdıklanmak hem fiziksel hem de zihinsel birtakım sıkıntılara neden olabilir.

Gıdıklanan kişi vücudu üzerindeki kontrolünü tamamen kaybeder ve vücudundaki sistemler gerginlik, yorgunluk ve endişe durumlarına girer. Yani, yumruk yemek ya da acıyı en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmış bir makine kadar tehlikeli gözükmese de bazı durumlarda ölümle sonuçlanabilir.

Bu garip işkence yöntemine karşı en büyük uyarı, araştırmacı Irene Thompson tarafından “A’dan Z’ye Ceza ve İşkence” adlı kitabında yapıldı.

Çin gıdıklama işkencesi olarak adlandırılan bu işkence türü, MS 206-220 yılları arasında çoğunlukla Han Hanedanlığı döneminde uygulandı. Herhangi bir iz bırakmadığından ve mağdur neredeyse her zaman tam olarak iyileşebileceğinden, suçlulara ve hainlere karşı sık sık kullanılıyordu. Sadece Han Hanedanlığı döneminde, diğer zaman dilimlerinde de kullanıldığına inanılıyor, ancak ölüme yol açan olaylara işaret eden kesin bir kanıt bulunmuyor. Her ne kadar kesin bir kayıt bulunmasa da ölüme yol açabilecek bir yöntem olarak görülüyor.

Thompson, Eski Roma’da da benzer türde yöntemlerin kullanıldığını belirtiyor.

Kurbanın ayağı bir tür tuz karışımına batırılıyor ve bir keçiye ayakları yalatılmaya başlanıyor. Thompson’a göre, bu prosedür ilk başta kahkahalara yol açıyor, ancak daha sonra dayanılmaz ve son derece acı verici bir hale geliyor. Bu yöntem yalnızca Roma’da değil diğer birkaç Avrupa ülkesinde de birkaç farklı dönemde uygulanıyor. Konuyla ilgili kesin kayıtlar olmadığı için net bir ölüm sayısı verilemiyor.

Her ne kadar bazı insanlar bu yöntemin ölümcül olduğuna inanmasa da, bazı kayıtlar gösteriyor ki bu mümkün!

II. Dünya Savaşı’nda eş cinsel bir mahkum olan Josef Kohout, Nazi subaylarının mahkumlardan birini ölene kadar gıdıkladığına ve sonunda ölümüne sebep olduğuna tanık oluyor. Aynı şekilde, L.G.C. olarak bilinen bir tarihçi de 1842 tarihli bir makalede bu yöntemden bahsediyor. Ayağı gıdıklamanın bile ölüme yol açabileceğini belirtiyor. Yani, özellikle kalp krizi, asfiksi, hatta beyin anevrizmaları veya stres kaynaklı diğer rahatsızlıklar nedeniyle gülmekten ölmek mümkündür. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kişi vücudunun kontrolünü kaybeder, nefeslerini düzenleyememeye başlar. İşkencenin yoğunluğuna ve süresine bağlı olarak da söz konusu zararlardan herhangi biri oluşabilir.

 


Like it? Share with your friends!

527

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gözden Kaçırmayın!